| SABAH - Özgür Çakır |
|
|
|
| Yazar Administrator |
| Pazar, 26 Temmuz 2009 20:05 |
|
Kolbastı'yı bırak Marsis'e bak Türkiye son birkaç aydır kolbastıyla yatıp kalkıyor. '2009 kolbastı yılı'nda tüm Türkiye bu müziğin ve dansın kökeni üzerine tartışmaları okuyup, artık gına getirecek kadar melez ama bir o kadar tuhaf versiyonlarını dinleyip izliyor. Piçoğlu Osman, Erkan Ocaklı ve Ümit Tokcan gibi mahalli sanatçılardan yıllarca dinlediğimiz müzik garip bir hal alıyor. Aynı anda ise Karadeniz müziklerine yıllardır yeni yorumlar getiren ya da anonim eserleri bulup çıkaran Volkan Konak, Birol Topaloğlu, Fuat Saka ve pek tabii ki Kazım Koyuncu'nun yapmaya çalıştıklarına benzer bir damar da yoluna devam ediyor. Kalan Müzik'ten kendi adlarını taşıyan ilk albümlerini yayınlayan Marsis, bir tür Karadeniz rock'ı diyebileceğimiz bir tarzda Türkçe, Lazca, Hemşince ve Gürcüce şarkılar seslendiriyor. Adını Kaçkar Dağları'ndaki yüksek zirvelerden biri olan Marsis'ten alan topluluk, ilk albümünü yayınlayana kadar Barışa Rock Festivali, nükleer karşıtı gösteriler gibi bir çok etkinlikte ve düzenli çaldıkları bar programlarıyla aslında son bir kaç yıldır ciddi bir hayran kitlesi edinmeyi başarmıştı. Canlı performanslarıyla göz dolduran Marsis'in albümü de enerji dolu. Anonim türkülerin ve Karadeniz ezgilerinden beslenen kendilerine ait şarkıların bir arada olduğu albüm, ilk dinleyişte bir zamanlar Lazca müzikleri kendi modern yorumuyla dünya müziği kategorisine sokmayı kafasına koymuş Kazım Koyuncu'yu andırıyor gibi. Ama Marsis dinlendikçe özgünlüğünü ortaya koyuyor. Marsis Dağı, Gürcü halk şarkısı Deda, Hemşin türküsü Kapıya Sandaliye, Türkçe aşk anlamına gelen Oropa albümdeki ilk dikkati çeken parçalar. http://www.sabah.com.tr/Yazarlar/ozgur_cakir/2009/07/25/kolbastiyi_birak_marsise_bak
|
| Pazar, 26 Temmuz 2009 20:09 tarihinde güncellendi |



